TAO ~ Yollar ve Erdemler

Yazarkafa 14. Sayı'da Yayımlanmıştır

The following two tabs change content below.
Avatar

Serhan Oktay

Bu yüzdendir, eserlerin başlıklarını sona koyuyorum. Tamamlanmayan bir hayatı işaret edecek bir cümle kurmaktan, kendimi ziyade tutmam yine bu yüzdendir.
Avatar

Latest posts by Serhan Oktay (see all)

Bu yazıya başlamadan, TAO hakkında sizlere neyi sunarak başlasam diye düşünürken, bir çember çizmeye çalıştım. Kalemimle bir ucundan başlayarak, düzgün olmasına çabalanan bir daire.. Oysa merkezinde, yani ta en başından “hiçbir yerde” olan boş bir noktayı referans alıyor insanlar, mükemmel bir çember çizebilmek için. Pergel denen alet, hepimizin malumudur.

/

Tekerlekleri çomaklara oturturuz, 

Ama at arabasını hareket ettiren

Merkezindeki deliktir.

Kile şekil verip bir çanak yaparız

Ama istediğimiz şeyi barındıran 

İçindeki boş alandır 

Ahşabı işler ve ev yaparız,

Ama onu yaşanır kılan 

İçerindeki boş alandır. 

Varlık ile uğraşırız,

Ama kullandığımız şey yokluktur.

(Lao Tzu)

/

Tao bir körük gibidir

Boştur ama becerisi sonsuzdur.

Ne kadar çok kullanılırsa, o kadar çok üretir, 

Ne kadar çok konuşulursa, o kadar az anlaşılır. 

Merkeze tutunun.

(Lao Tzu)

/

“ne kadar çok konuşulursa, o kadar az anlaşılır”

/

Hem, zaten,

/

Söylememek harcısı söylemeğin hasıdır

Söylemeğin harcısı gönüllerin pasıdır

Gönüllerin pasını ger sileyim der isen 

Şol sözü söyleyegil kim sözün hülasasıdır 

(Yunus Emre

/

O halde, ben neyi söyleyeceğim dedim sizlere, Lao Tzu’nun öğretisine dair.. 

/

İsimlendirilemeyen ebediyen gerçektir

Ve isimlendirmek her özgün şeyin kökenidir  (Lao Tzu)

/

Belki hatırlarsınız, “harfsiz ve kelimesiz düşünmek” diyordu Necip Fazıl.

O halde ben neyi diyecektim Lao Tzu’nin öğretisi hakkında

/ Zira,

İsimlendirilemeyen, ebedi gerçektir

Anlatılan Tao, ebedi Tao değildir

İsimlendirmek, her özgün şeyin kökenidir..

(Lao Tzu)

/ Zira, 

kelime manayı boğan bir gömlek” diyen bir dize var

/ Zira, 

“Su ateşe galip gelir, fakat su kalıplandırılırsa ateş onu buharlaştırır” (Mevlana)

/

İşte başka bir anlayış ile, kalıplandırmaya çalışmaksızın yazıyorum.. 

/

“Sen benim kadehimi kırmaya ve şarabımı dökmeye geldin, Fakat ben öyle mestim ki, şarabım meydanda değildir” (Mevlana)

Ardından, Necip Fazılın yine bir başka dizesini buraya koyuyorum;  “Eşya latifleştikçe gözle görülmez olur”

Dünyada hiçbir şey, su kadar yumuşak ve yol verici değlldir

Buna rağmen sert ve bükülmez olanın çözülmesinde, suyu geçebilecek bir şey yoktur 

(Lao Tzu)

/

Kaldı ki, Bilge Kağan da bize çok sert ya da çok yumuşak olmaya çalışmamak gerektiğinden bahsetmiştir.

/

Bu neden üstad, kötülük onun kalbine giremez. 

Yardım etmekten vazgeçtiği için, insanlar için en büyük yardımcı odur. 

(Lao Tzu)

/

Bu yazı hazırlanırken, bu sefer Yasemin Mori’nin çok ilgimi çeken bir şarkı sözünü buraya koymam gerektiğini farkettim: 

“Varmak için heplere, önce hiçi göze almalısın” (Yasemin Mori)

/

“Herşeyin size verilmesini istiyorsanız, herşeyden vazgeçin (Lao Tzu)

/

Sonra eski İran mitindeki bir hikayeye bakalım istiyorum; Cem’in Kadehi

O kadeh ki bakıldığında içinde gelmiş ve geçmiş bütün zaman ve hakikati gösterir. Yalnız hakikat seyredilirken kadeh görülemez, kadehe bakılıyorsa hakikat görülmez. 

/

Bak, ve onu göremezsin. 

Dinle, ve onu duyamazsun

Uzan, ve ona erişemezsin 

Yukarıdayken parlak değildir.

Aşağıdayken karanlık değildir. 

Kusursuz olan, isimlendirilemeyen

Hiçlik diyarına geri döner.

Tüm biçimleri içeren bir biçim

Görüntüsü olmayan bir görüntü 

Gizli, tüm kavrayışın ötesinde.

(Lao Tzu)

/

Dün gece taptığım, gökteki ay gibi idi. Yok yok!.. Belki güzellikte güneşten de üstündü.

Şunu biliyorum ki güzeldi, fakat bilmediğim bir şey varsa güzelliğinin nasıl olduğudur. 

Hayale sığmayan bir güzellik bilinebilir mi?  

(Mevlana)

/

Peki bu güzelliğe kendimizi nasıl bırakabiliriz sorusu beliriyor şuan, ister istemez. 

Miskinlik” diyor Yunus; miskinlik.. Hem; 

/

Yunus Emre’m ışklıdır, eksiklidir miskindir

Her kim yimez mahrumdur h’onını Muhammed’ün

Ayıplaman yarenler, eksikluğu varise

Gönlünde dervişlik olan dervişlikten ıraklıdur

(Yunus Emre)

/

Dervişlik, ya da üstad olma makamı konusunda, Lao Tzu’nin öğretisi ve kitabına bakarsak; 

/

Üstad

İnsanların zihinlerini boşaltıp 

Çekirdeklerini doldurarak liderlik eder, 

Hırslarını zayıflatıp 

Kararlılıklarını güçlendirerek

Bildikleri ve arzuladıkları herşeyi kaybettirir

(Lao Tzu)

/

Psikanaliz üstatları, örneğin Bion; anısız ve arzusuz yaşamayı dileyebildiğimiz zaman, ancak, huzur duyulabileceğini gösterdiler.

/

Bu yazıda belki şu gözüküyor ki, bir ilime sahip olanlar, birbirine paralel fikirlerden bahsediyorlar.

/

Zaten Hz. Ali’nin de söylediği üzere, “ilim tek bir nokta idi, cahiller onu çoğaltmıştır”

/

Evren doğmadan önce, 

Şekilsiz ve mükemmel bir şey vardı

Dingin. Boş.

Yalnız. Değişmeyen

Sonsuz. Ebediyen mevcut.

O, evrenin annesidir

Daha iyi bir isim olmadığından

Adını TAO koydum

Tüm varlıkların içinde akar, 

İçeride ve dışarıda,

Ve tüm varlıkların kaynağına döner. 

İnsanoğlu dünyanın peşinden gider

Dünya evrenin peşinden gider

Evren Tao’nun peşinden gider

Tao yalnızca kendi peşinden gider. 

(Lao Tzu)

/

Evrendeki tüm varlıkların ortak bir kaynağa geri dönecekleri çoğu dinde bildirilir. Ve evet; “kaynağa geri dönmek dinginliktir.”

/

Ve boşluk bahsi hakkında, atomların elektronu ve çekirdeği arasında boyut olarak muazzam bir boşluk olduğu hepimizce malum. Bu boşluklarla nasıl döndürülüyorsa atomlar, ve kainat; biz de şimdi bu alttaki dizelere bakalım: 

/

Dünya boşluktan şekillenmiştir,

Bir kütükten şekillenmiş aletler gibi.

Üstad aletleri bilir,

Ama kütüğe bağlı kalır:

Bu nedenle herşeyi kullanabilir. (Lao Tzu)

/

Hani başta, “eşya latifleştikçe göze görülmez olur” bahsini gösteren dizeden bahsetmiştik ya; 

/

Madde olmayan şey,

Alan olmayan yere girer

Bu, eylemsizliğin değerini gösterir. 

Kelime kullanmadan öğretmek,

Eylemde bulunmadan davranmak 

Üstad’ın yolu budur

Her şeyin değiştiği farkederseniz

Tutunmak isteyeceğiniz bir şey kalmaz

(Lao Tzu)

/

Bu öğreti, tıpkı Yunus Emre’nin bahsedegeldiği “miskinliği” öğütlüyor insanlara. 

/

Ağır olan, ışığın köküdür

-Hareketsiz olan, tüm hareketin kaynağıdır- (Lao Tzu)

/

İstek yolunda ergin kimseler, cihandan elini etiğini çekmiş erler gerektir (Mevlana)

Mevlana‘nın “Şu aşk bir hükümdardır, ama bayrağı meydanda değildir” tarzı dizeleri, sanırım şimdi daha da bir anlam kazanıyor.. 

/

Orman, bir kertenkelenin derisinde saklanır

Damla, denizin içerisinde 

Renkler, desenler, tek bir dünyanın çehresinde

Duygular ki aynı piyanonun farklı tınısındadır

Farklı tuşlara, farklı zamanlar dokunur

Şu, sürekli değişen birliğin ortasında

Kalmışız, suretimiz, perdesinde (Serhan Oktay)

/

Herşey akar, bu rahatlığı duyanlar aklanır, ömür’ün karşısında” diye devam ediyor yine aynı şiirim. 

İşte böyle bir farkındalıkla, hiçbirşey yapmamayı bir iş bilmek; işte birşeyi ‘dönsün’ diye bir amaç taşımaksızın serbest bırakmak, işte kanıtlama çabası olmaksızın sağlanan güven; böylece bahis konusu oluyor bu yazıda.. 

/

Küçük İskender‘in, “Beklediğin bir şey, anca sen onu beklediğini unuttuğun zaman gerçekleşir.Bu, hayatın;sen bakarken soyunamıyorum, deme şeklidir” 

Lafı aklımıza geliyor ister istemez.. 

/

Herşey değişiyor…

/

Oysa yalnız nesneler değil duygular düşünceler 

Ararlar ve bilmek isterler benzerleri arasındaki yerlerini 

Bu yer bir yer olmaklığı yüzünden 

Ödevini gösteriyor her nesneye 

Giderek 

Her nesne ödeviyle 

Kaybediyor nesne niteliğini 

Ödevini yerine getiren ”o şey” oluyor.   (İsmet Özel)

/

Herşey değişiyor. Ve bu noktada 

/

Gerçek yolcu, yalnızca yolculuk için sever yolları, kalpleri bir balondur, usul usul yükselen 

(Charles Baudelaire)

/

İyi bir yolcunun sabit bir planı yoktur “varmaya niyetli değildir” (Lao Tzu)

/

tarikat” , sonu “do” ile biten dövüş sanatları; “yol” manasına geliyor. 

Siyah kuşağa doğru ustalaşan insanlar, 1. Dan seviyesinden sonra yine siyahtan bu sefer beyaz kuşağa doğru değişen kuşakları giyiniyorlar. 

ağır olan, ışığın köküdür

Alçak gönüllülük buradan gelir ağır bir adamda, ve istemsizcedir. Zira istemsizce edilen laflar, ağızdan daha pest bir ses tonunda çıkar. Doğru olan ne varsa, ayakları yere basar. Zira, ağır duran bir adamda

Fakat bu asla, bir atalet değildir; zira, en merkezine kadar ağırlaşabilenin etrafında döner gök cisimleri. Eğer bir durgunluk varsa, aslen en habersiz hali ile o adam da bambaşka bir şeyin etrafında dönüyordur çünkü o. Siz dünyadayken, güneşin de bir yörüngede döndüğünü bilmezsiniz. Ve doğaldır alçakgönüllülük, zira, ancak kendiliğinden oluşur dönen herkesin, kendilerini serbest bıraktıkları andaki dönüşleri. 

(Serhan Oktay)

Dönen sema hakkı içinTarık Suresi 11. Ayet    

/

Şimdi biz, bu gücü / oluşu, nasıl adlandırırsak adlandıralım.. En azından Lao Tzu bunlara, TAO diyordu.

Kendinizi bırakın; ve huzur…

Bir mum yakın, akan şelalenin seslerini dinleyin; ve mum ve çocuklar ve hayvan sürüleri gibi, nasıl davranacağı öngörülemeyen şeyler bizi rahatlatır.. 

Bizler, şimdi neden aynı şeylere maruz bırakmaya çalışalım kendimizi?.. 

Herşey akar, bu rahatlığı duyanlar aklanır, ömür’ün karşısında

Serhan Oktay

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın